İnfak nedir?

İslamda infak, yiyecek, içecek ve giyeceği olmayan fakir fukaranın ihtiyacını gidermek amacıyla onlara ihtiyaçları olanı vermek ve dağıtmak demektir.

İnfak Allahü Teala'nın rızasını kazanmak için kişinin muhtaçlara servetinden ayni ve nakdi yardımda bulunmasıdır. Bu bakımdan infak, farz olan zekat ile vacip olan kurban ve fıtr sadakasını ve her çeşit hayrı şamildir. Allah'a itaat ve ibadet niyeti ile yapılan, Islam'a ve Müslümanlara faydası olan her harcama Allah yolunda infaktır.

Kur’an’a göre infak, malı Allah için hayır yollarında harcamak demektir. Başka bir ifadeyle, önden ahirete gönderilen maldır. Bir diğer ifadeyle, ahiretteki kendi şahsi hesabımıza gönderdiğimiz bir “kargo” paketidir. Malı ahirete göndermek, malı infak etmekle, yani malı Allah rızası için vermekle mümkündür. Başka hiçbir biçimde mal ahiret tarafına geçmez, ebedi olmaz, elimizde kalmaz, elimizden tutmaz.

İslam dininde veren el, alan elden üstündür. Vermek için çok mala da gerek yoktur; bilakis, “az” maldan vermek, daha makbuldür. 1 Zaten “maun”, insanlara az-çok demeden yardım yapmak demektir. Maun Suresinin meali şöyledir: “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Dini yalanlayanı gördün mü? İşte yetimi itip kakan odur. Yoksulu doyurmayı teşvik etmeyen de odur. Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar namazlarını ciddiye almazlar, onlar gösteriş yaparlar ve en küçük bir hayra da kulak vermezler!”

Sure hayır için vermeyeni şiddetle kınıyor, her “cimri ve riyakar tutumu” dini yalanlamak sayıyor. Çünkü dinin “özünde” ne cimrilik, ne yoksulu üzmek, ne vermemeyi marifet saymak yoktur. Tam tersine dinde mümkün mertebe vermek, yoksulu gözetmek, yetime kol kanat germek, gösterişten uzak bulunmak, hayır hizmetlerini desteklemek, hiçbir hayrı küçümsememek vardır.

Hatta dinimize göre en hayırlı olan, en çok sevdiğin şeyi vermektir. 3 O halde mümkün mertebe infak etmekten, yani yoksula, yetime ve din hizmetine kol kanat germekten, yani Allah katına mal göndermekten, yani az-çok demeden vermekten geri kalmamak gerekir. Allah yolunda yapılan harcamanın, malın sevilen çeşidinden yapılması, kişiyi “birr” derecesine ulaştırır. Ayette şöyle buyurulur: “Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcayıncaya kadar Cennete ve iyiliğin en güzeline (birr) eremezsiniz”.

Bu ayet inince, Ebu Talha (r.a) en çok sevdiği malı olan “Bırha” bahçesini Allah yolunda tasadduk etmek istemiş, Hz. Peygamber’in; “yakın hısımlarına ve amcasının oğullarına vermesi” tavsiyesine uyarak böyle yapmıştır (Buhari, Zekat, 44, Vesaya, 17, 26; Müslim Zekat, 43; Ahmed b. Hanbel, III, 141, 256). Hz. Ömer Hayber’den hissesine düşen değerli ganimet toprağını vakfetmiştir (İbn Kesir, Muhtasaru Tefsir, Beyrut 1981, I, 299).

Zeyd b. Harise (r.a) “Seyl” adındaki ünlü atını tasadduk etmesini Hz. Peygamber’den istemiş, O da atı Usame b. Zeyd (r.a)’e vermiştir. Hasan el-Basri şöyle der: “Bir kimse sevdiği bir tek hurmayı bile Allah rızası için sadaka olarak verirse bu ayetteki “birr”e mazhar olmuş olur”. Ömer b. Abdülaziz, yoksullara bol miktarda şeker dağıtır ve sebebini soranlara da şu cevabı verirdi: Çünkü ben en çok şekeri severim.

İnfakın en faziletlisi ve en önde geleni kişinin muhtaç durumda bulunan hısımlarına yaptığı harcamalardır. Ayette şöyle buyurulur: “Erkekler kadınlar üzerinde hakimdirler. Çünkü Allah birini (cihat, imamet ve miras gibi bazı konularda) diğerinden üstün yaratmıştır. Bir de erkekler, mallarından onların geçimini sağlamaktadırlar” (en-Nisa, 4/34). Âile fertlerine yapılacak harcama sadaka hükmündedir. Hadiste şöyle buyurulur:”Bir müslüman, aile fertlerinin geçimini, Allah’ın rızasını umarak sağlasa bu, kendisi için sadaka olur”.

Sözlükte "infak" ne demek?

1. Bir kimsenin nafakayla bakımını sağlama.

İnfak kelimesinin ingilizcesi

donation, allowance, endowment
Köken: Arapça